Yükleniyor...

MAKÜ’de Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında Ramsar Alanlar Çalıştayı düzenlendi

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında düzenlenen Ramsar Sulak Alanları Çalıştayı’nda, sulak alanların korunması, sürdürülebilirliği ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki kritik rolü ele alındı.

Yapılış Tarihi | 02 February 2026, Monday

Teknofest

Ramsar alanları nedir?

 

Ramsar alanları, adını 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan uluslararası sözleşmeden alan ve korunması küresel ölçekte taahhüt edilen sulak alanları ifade eder. Türkiye’de 86 sulak alan bulunmaktadır. Ramsar sözleşmesinin imzalanması ile ülkemizde bulunan 14 sulak alan Ramsar Alanı olarak ilan edilmiştir. Bunlardan bir tanesi de Burdur Gölü'dür.

 

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ), 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü kapsamında önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu, Burdur Valiliği, Doğa Koruma ve Millî Parklar Müdürlüğü ile MAKÜ iş birliğinde düzenlenen “Ramsar Sulak Alanları Çalıştayı”, MAKÜ Lavanta Tepesi Otel’de gerçekleştirildi.

 

Çalıştayın açılış konuşmasını Salda Gölü Bilim, Eğitim ve Doğa Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. İskender Gülle yaptı. Gülle, sulak alanların yalnızca doğal ekosistemler değil, aynı zamanda insanlık tarihi ve geleceği açısından vazgeçilmez yaşam alanları olduğunu vurguladı. Dünyadaki sulak alanların yaklaşık yarısının sanayi devriminden bu yana kaybedildiğine dikkat çeken Gülle, “Sulak alanları korumak bir tercih değil, zorunluluktur. Bu alanlar günü kurtarılacak değil, yarınlara emanet edilecek yaşam alanlarıdır” dedi.

 

Gülle ayrıca gençlerin etkinliğe katılımının önemine değinerek, doğa bilincinin erken yaşta kazanılmasının sulak alanların korunmasında belirleyici olduğunu ifade etti.

 

“Sulak Alanlar Kültürel Mirasın da Taşıyıcısıdır”

 

Doğa Koruma ve Millî Parklar 6. Bölge Müdürü Mahmut Remel ise konuşmasında Ramsar tarafından 2026 yılı temasının “Sulak Alanlar ve Kültürel Miras” olarak belirlendiğini hatırlattı. Remel, sulak alanların yalnızca biyolojik çeşitliliğin değil, aynı zamanda insanlık tarihinin ve medeniyetlerin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığını belirterek, bu alanların iklim değişikliğiyle mücadelede en güçlü doğal araçlardan biri olduğunu söyledi.

 

“Bilimsel bilginin topluma yansıması çok kıymetli”

 

MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar da üniversitelerin ürettiği bilginin topluma katkı sunmasının temel hedefleri olduğunu ifade etti. Kuraklık ve iklim değişikliğinin bölge için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Dalgar, çalıştaydan çıkacak bilimsel verilerin karar vericiler için yol gösterici olacağını söyledi.

 

Salda Gölü’nün uluslararası düzeyde dikkat çeken bir sulak alan olduğuna işaret eden Dalgar, Salda Bilim Merkezi ve planlanan uzay temalı bilim merkezi projeleriyle bölgenin bilim turizmi açısından da önemli bir merkez haline geleceğini belirtti.

 

“Burdur Gölü artık kritik bir eşikle karşı karşıya”

 

Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz ise Burdur Gölü’nün yaşadığı su kaybına dikkat çekti. Ramsar Sözleşmesi’nin imzalandığı yıllardan bu yana gerekli derslerin yeterince çıkarılamadığını ifade eden Ercengiz, “Hiçbir şey için geç değil. Önemli olan bugün doğru ve hızlı adımlar atmaktır” dedi. Burdur Gölü Eylem Planı’nın hayata geçirilmesinin umut verici olduğunu belirten Ercengiz, çalıştaydan çıkacak sonuçların uygulanmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

 

“Sulak alanları korumak, yaşamı ve kültürü korumaktır”

 

Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan da konuşmasında sulak alanların yalnızca su kaynakları değil, kültürün, üretimin ve toplumsal hafızanın bir parçası olduğunu söyledi. Sulak alanların korunmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Bilgihan, yerel yönetimler, akademi, kamu kurumları ve sivil toplumun birlikte hareket etmesinin gerekliliğini vurguladı. Bilgihan, suyun doğru kullanımı ve acil eylem planlarının hayata geçirilmesinin artık kaçınılmaz olduğunu ifade etti.

 

Uluslararası perspektif ve teknik sunumlar

 

UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Nizamettin Kazancı ise sulak alanların korunmasında uluslararası yaklaşımlara değindi. Burdur Gölü’nün yalnızca doğal değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik tarihin de bir parçası olduğunu belirten Kazancı, göl alanlarının tarım ya da imara açılmasının ciddi bir hata olduğunu söyledi. Kazancı, bireysel su tasarrufunun dahi bu süreçte önemli bir başlangıç olduğunu vurguladı.

 

Çalıştay kapsamında Hacettepe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Emekçi “Türkiye’de Su Kaynakları Yönetimi ve Su Güvenliği”, Prof. Dr. F. Güler Emekçi ise “Kuraklığın Tatlısu Balıkları ve Endemik Türler Üzerindeki Etkileri” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Doğa Koruma ve Millî Parklar 6. Bölge Müdürlüğü’nden Harun Ekinci de “Türkiye Ramsar Alanları ve Burdur Gölü” üzerine bir sunum yaptı.

 

Program sonunda konuşmacılara teşekkür belgeleri takdim edilirken, ardından UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkan Vekili Prof. Dr. Nizamettin Kazancı moderatörlüğünde “Sulak Alanların Korunması, Sürdürülebilirliği ve Yönetimi” paneli düzenlendi. Etkinlik, “Türkiye’nin Ramsar Alanları ve Sulak Alanlardan Yansımalar” temalı fotoğraf ve görsel serginin gezilmesiyle sona erdi.